Genç kadın adımını atacakken ayağının dibindeki zarfı fark ederek durdu; saman kağıdından bir zarftı, epeyce yıpranmıştı. Etrafa bakarak, tereddütle zarfı aldı; üzerinde adres yoktu ya da kime ait olduğunu belli edecek bir isim de yoktu. Zarfı evirip çevirirken arka yüzünde sadece zarif bir el yazısıyla italik, KİMSEDEN KİMSEYE yazdığını gördü.
Merakına yenik düşerek mektubu çantasına tıkıştırdı ve aceleyle evin yolunu tuttu…
Kapıyı açıp içeriye girdiğinde evinin sıcak ve yumuşak ısısı yüzünü yalayıp geçti. Paltosunu portmantoya asarak üzerini dahi değiştirmeden çantasından mektubu kaparak oturma odasına koştu, yıpranmış mektubu dikkatlice açarak okumaya başladı.
Daryiacity 22 Mart 2015
Merhaba,
Bu mektubu yazarken oldukça kararsızdım, yani kim yolda ya da rastgele bir yerde bulduğu bir mektubu alıp okur ki ve bir de üstüne cevap verir ki? Elbette ben ve mektubu okuduğuna göre bir de sen…
Korkma sevgili dostum, bu sadece şu aralar moda olan bir şey; bir mektup yaz ve rastgele bir yere bırak, insanlar kalp krizi geçirsin, ŞAKA ŞAKA tabii kalp krizi falan yok ama rastgele mektuplar konusunda ciddiyim, ben de bir tane buldum; bir kafede üstelik… oldukça hoş bir kafe, adı SOL ET LUNA anlamı Güneş ve Ay. Keklerinin tadına bakman lazım derdim ama nerede oturduğunu bile bilmiyorum. Sana oturup sadece keklerden, ekmeklerden ve kafeden bahsetmeyeceğim ne kadar güzel olsalar da.
Bugün hayatımın aşkını bulmuş olabilirim; en sevdiğim çikolatalı kap keklerden daha güzel görünüyor ve merak ediyorsan Sol et Luna’daydı. Bana baktı ama gördüğünü sanmıyorum; o kahverengi gözleri benden tarafa baktığında kalbimden vuruldum, tamam bu abartıydı ama ondan gerçekten hoşlandım. Anlattıkça saçlarının omuzlarına dağınık bir halde dökülmesi aklıma geldi ve o zarif hareketler… gerçekten bu aşk!
Merak ediyorum da mektubumu ne zaman buldun acaba? Açıkçası mektubu yazdığım gecenin sabahı yani yarın (ki birileri mektubu alana kadar Allah bilir kaç yarın geçecek) bir haftalığına Daryiacity dışına çıkacağım ve gittiğim şanslı memleketin rastgele bir sokağına bu mektubu bırakacağım ve bunu okuduğuna göre o şanslı kişi sensin!
Hadi, bu kadar benden yeter biraz da senden bahsedelim, mesela günün nasıl geçti? Yaz ve camdan fırlat, evet güzel fikir tabii bunu yapmam ama sende yapacak potansiyel olduğunu biliyorum. Hayatta iyi şanslar ve yolun Daryiacity’e düşerse kafeye git belki fark etmeden karşılaşırız.
BAY HİÇKİMSE
Kısa mektubu bitirdiğinde yüzünde hafif bir tebessüm belirdi, Daryiacity şehrinden üç saatlik uzaktaydı. Mektuba tekrar bir göz atıp kararmaya başlamış gökyüzüne baktı ardından aceleyle odasına gidip rastgele bir tişört ve şortu üzerine geçirip mutfağa geçti.
Bir kase mısır gevreğiyle yetinmeye karar vermişti. Masaya bir kase mısır gevreği ve bir bardak da süt koyarak metal sandalyeye oturdu. Mektubuysa kasenin diğer tarafına koyup yavaşça idareten olarak adlandırdığı akşam yemeğini yemeye koyuldu, birkaç dakikada bir gözleri mektuba da kaymadan edemiyordu; içten içe bir mektup yazıp, onu uçak yaparak pencereden dışarıya salıvermek istiyordu ama mektuba ne yazacağını bilmiyordu. Mısır gevreğini yerken bir yandan da aklını zorlamaya çabalamaya başladı, gününü gözden geçirdi ama yine de bir şey bulamıyordu ve aklına bir şeylerin gelmesi umuduyla çalışma odasından kalem kağıt alarak mutfaktaki yemek masasına yeniden döndü…
Boş kaseyi ve bardağı bulaşık makinasına yerleştirip yeniden masanın başına geçti ve düşünme sürecini yine başlattı. Süslü cümleler yazmak istiyordu, kafiye de yapabilirdi ya da mektup arkadaşı gibi rastgele şeyler yazabilirdi…
Bir yanıt yazın