Todoroki Kiyora • Bölüm 1 -1/2-

Şaşkınca siyah saçlı gence baktı, uzaklaşmış gibi dursa da hala yakındı ve gözlerinde hala o parıltı vardı. O parıltı gitmiyordu, sönmüyordu, Kiyora’dan da ayrılmıyordu bir saniye olsun.

“Kai. Sıramdan inebilir misin?”

Kai gülümsedi ama hareket etmedi. “Todoroki Prensesi, gözlerin mavi değil biliyor muydun? Lila. Hiç söyleyen olmuş muydu?”

“Hatırlamıyorum. Olmuştur muhtemelen.” diye mırıldandı gergince.

Genç adam rastgele şeylerden bahsediyordu arada Shoto’ya laf sokuyordu. Shoto’dan hoşlanmadığını açıkça belli ediyordu. UA’dan da bahsetmişti, okula girmek istemediğini söylese de sınavı denediğini de söylemişti.

“Kendimi denedim.” duraksadı. “Shoto orada olsaydı onu da görmüş olacaktım.”

“Quirkin ne ki Kai?”

Kai’ın gözleri bu soruyu bekliyormuş gibi daha fazla parladı. “Kül ve su yarı yarıya.”

Kiyora olduğu yerde dondu, geriye bile gidemedi zaten arkasında pencere ve duvar vardı. “Kai, zil çalmak üzere. Sırana git.”

“Bence önündeki sıraya geçebilirim. Seninle daha fazla konuşmak isterim.”

Kai zil çaldığında dediğini yaptı, öğretmen gelmeden önündeki çocukla yer değiştirdi ve yetmezmiş gibi ara sıra göz ucuyla geriye bakıyordu. “Eve kadar yürümek ister misin?” diye fısıldadı öğretmen tahtadaki soruya daldığı sırada.

“Abim gelecek gibi.” tam net olamıyordu da. Kai ilgiyle geriye yaslandı. sesini biraz daha alçalttı. “Todoroki Natsuo mu Shoto mu?”

“Şimdi öğretmen fark edecek Kai.” Kalbi yavaşlıyor muydu yoksa hızlanıyor muydu emin değildi.

“Hangisi?”

“Natsuo…” duraksadı. “Kai önüne dön lütfen.”

Sonraki teneffüsler ve dersler daha kötüydü. Sınıf derslerde ara onlara bakıyordu, teneffüslerde doğrudan bakıyorlardı ama Kiyora’nın aklında sadece Natsuo’nun bugün gelmeyeceği vardı. Shoto da gelmezdi.

“Lila gözlerin mi doldu senin?” dedi Kai yine masasının üzerinden eğilirken.

“Hayır.” diye fısıldadı.

Okul çıkış zili çaldığında neredeyse uçarak çıktı sınıftan, ona yetişmesini istemiyordu.

“Todoroki Prensesi. Abin gelmeden biraz konuşsak olmaz mı?”

“Aslında gelemeyecek. Eve tek başıma gideceğim.”

“O zaman sana eşlik edebilirim.”

Hayır diyemedi, evet de diyemedi. Birkaç dakika sonra yanında Kai da yürüyordu.

“Yapmak zorunda değildin. Tek başıma gidebilirdim-”

“Sen o yarı yarıya olanın güzel kız kardeşi değil misin?”

Gelen yeni sesle durdu ve hemen sonra bir sarışın, tam karşısında duruyordu. Ürpertici derecede geniş bir gülümsemeyle ona bakıyordu. “Bir dönemin yarısına kadar benim okulumda olduğunu duymuştum.” yine duraksadı kısa bir an Kai’a bakıp yeniden Kiyora’ya döndü. “Senin gözlerin lila mı?”

Kai yürümeye devam etmeden önce sarışına baktı. Sarışın ise bir şeyler anlamış gibi güldü ve, “Neito.” dedi.

“Peki sen kimsin Neito?” dedi kararsızca. Çocuk son derece ilginçti, hemen soluna yerleşmiş ve onlarla beraber yürümeye başlamıştı.

“Abinin arkadaşı demeyeceğim ama aynı okuldayız.” deyip sustu. sonrasında yol boyunca iki genç de sessizdi, yaptıkları tek şey ara sıra Hina’ya göz atmaktı.

“Ben… yolun geri kalanını yalnız gidebilirim.” kafasını önüne eğmiş cevap beklemeye koyuldu. Önce iki genç de konuşmadı, sonra Neito’nun sesi geldi.

“Gerçekten mi?” biraz alaycıydı ama kesinlikle gitmeye niyeti yoktu. Sonrası yine sessizdi; Kai yakındı, Neito farkındaydı.

Evinin bulunduğu sokağa girdiğinde rahatlayabildi, tek korkusu babasının ya da kardeşlerinden birinin evde olmasıydı.

“Shoto okuldan çıkmıştı. Şimdi onu göresim yok, Todoroki Prensesi.” Kiyora şaşkınca Neito’nun arkasından bakarken Kai’ın da sarışına olan bakışlarını neredeyse göremiyordu; son anda görmüştü yoğun bakışları.

“Kai…”

“Küller de alev alabilir mi dersin?”