Todoroki Kiyora • 3. Bölüm -Kısım 2-

Yerinden kalkıp odasına gitti. Üzerini değiştirdiğinde aslında ne kadar yorgun olduğunu da yenice fark etmişti. Dizleri gevşerken yatağına girdi, yarını düşünmek istemiyordu.

Gözleri kendi kendine kapanıyor gibiydi. Tam uykuya dalacakken telefonuna gelen bir bildirimle gözlerini aralayıp telefonu aldı Kai’dan mesaj vardı. “UA’da saldırı olmuş, abin de orada mıymış?” mesajı açmadan kaydırdığında bir mesaj daha geldi. “Todoroki Prensesi cevap ver…” ardından bir mesaj daha… “Anlatacak mısın?”

Parmakları kararsızca ekranda gezindi, ne anlatacaktı ki o da sitelerden okuduğu kadarını biliyordu. “Ayrıntıları bilmiyorum Kai ama sınıf ve Shoto iyi” yazıp gönderdi.

Kai yazıyordu neredeyse bir beş dakika boyunca bir şeyler yazdıktan sonra ekranda yalnızca bir soru belirdi. “Abin abartılıyor olabilir mi?”

Yapabildiği tek şey ekrana bakmak oldu, o cevap yazmadan Kai bir mesaj daha attı. “Todoroki Prensesi sırf abin diye onu savunmak zorunda değilsin biliyorsun değil mi?”

Buna ne cevap vereceğini bilemedi. Bir şeyler yazacak oldu hemen ardından sildi.

“Sonunda yazmaya karar verdin mi?”

“Ne diyeceksin?”

“Hadi çekinme Todoroki Prensesi, yaz.”

“Arayayım mı?”

Spam halinde gelen mesajları okurken nefesleri yavaşça boğazına takılıyordu ama sonuncusu en kötüsüydü aceleyle, “Hayır, dur. Müsait değilim” yazdı.

Kai yine yazdı. “O zaman cevap ver. Abin mi kızıyor? Shoto beni biliyor mu yoksa?”

“Hayır, bilmiyor.”

Kai yine yazmaya başladı ama mesaj bir türlü gelmiyordu. Öncekinden daha uzunca bir süre bir şeyler yazdı ya da sildi ve sonunda yine sadece iki soru geldi. “Ailen seni korkutuyor mu Todoroki Prensesi. Niye abini eleştiremiyorsun bile?”

“Hayır.”

Kısacık tek kelime. Hemen ardından ekledi. “Kai uyuyacağım. Mesajına cevap veremeyebilirim.”

Telefonu komodine ters koyup pikeyi kafasına kadar çekti. Mesaj gelmeye devam ediyordu; dayanamayıp eline aldığında arada bir de Neito’dan mesaj gördü. Çocuk kahkaha atıp Shoto’yu küçümsüyordu. Telefonu yeniden ters kapatıp uyumaya çalıştı ama mesajlar gelmeye devam ediyordu.

Bir kez daha telefonu eline aldığında Kai’ın konuyu değiştirdiğini gördü, şimdi de öğle arasında neden gittiğini soruyordu. Rosi’ye sormuştu, kız da hasta olduğunu söylemişti.

“Niye bana da haber vermedin ki?” sorusu geldiğinde telefonu yine bıraktı.

Uzunca bir süre telefonun bildirim sesini dinledi, rahat olduğu söylenemezdi. Gece boyunca ara ara uyanıp kulağını telefonuna veriyordu, sonunda bildirim sesi kesildiğinde uyuyabildi.

Gözlerini açtığında mide kasılmasına baş ağrısı da eklenmişti. Hazırlanarak aşağı indiğinde masaya oturmak yerine Natsuo’nun yanına dikildi. “Beni bugün okula sen bırakabilir misin?”

“Kendin gidemez misin?”

Bakışlarını Shoto’ya kaydırdı ama o dinlemişe bile benzemiyordu.

“Ben çıkıyorum o zaman” deyip çantasını alarak cevap beklemeden evden çıktı. Sokağın sonuna yaklaşmıştı ki telefonunu evde unuttuğunu fark etti; fark edişi Kai’ın mesajlarını okumak için elini cebine atmasıyla olmuştu.

Eve döndüğünde; Natsuo, Shoto ve Fuyumi çıkmıştı ama Enji ile kapıda karşılaşmıştı.

“Okula gidiyordun” diye hatırlattı Enji kollarını bağlayarak.

“Ben, telefonumu unutmuşum. Telefonumu alıp gideceğim.”

Enji kapının önünden bir adım yana kayarak çekildi… Telefonunu alıp geri geldiğinde hâlâ oradaydı. Evden çıkışını izledi, sokağın sonuna doğru yaklaştığında geriye dönüp baktığında gitmişti ancak.

Bölümler

Bölüm • Giriş

Bölüm • 1 -Kısım 1-

Bölüm • 1 -Kısım 2-

Bölüm • 2 -Kısım 1-

Bölüm • 2 -Kısım 2-

Bölüm • 3 -Kısım 1-

Bölüm • 4 -Kısım 1-

Bölüm • 4 -Kısım 2-

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir