Todoroki Kiyora • 2. Bölüm -Kısım 1-

Derin bir nefes bırakarak yatağına oturdu. Bugün olanlar onu korkutmuştu, Neito’yu düşünmek istemiyordu bile. Okulunu değiştirmek istiyordu. “Söylesem mi?” dedi kendi kendine, hâlâ perdesi açık olan pencereye dönerken. Gözleri yaşarmaya başlamıştı.

Kapı hafifçe tıklatıldığında “Gir” dedi kapıya bakmadan.

“Yemeğe inmedin. Babam kızıyor biliyorsun…” Fuyumi yatağın bir köşesine ilişirken ekledi, “Sana yemek ayırdım.”

“Fuyumi…” duraksayıp bir an kararsızca ablasına dönüp ardından dilinin ucuna gelen kelimeleri yutup sadece, “Tamam” dedi.

Ağır adımlarla yerinden kalkarak kapıya yöneldi. Fuyumi zaten evi idare ediyordu, babasını idare ediyordu; onu göremese bile.

“Teşekkürler” derken sesi pek çıkmamıştı ama anlaşılıyordu. Kimseyi uyandırmamaya dikkat ederek mutfağa indi. Olabildiğince sessiz davranıyordu. Tekrar arkasından gelen Fuyumi’ye seslenmek istedi ama cesaret edemedi.

“Kiyora… Babam seni seviyor ama bunu belli edemiyor. Biraz daha dikkat etsen.”

Sessizce başını salladı masaya otururken.

Fuyumi masaya tek kişilik bir servis açmıştı bile… “Fuyumi ben yer toplarım.”

Fuyumi, “Unutma… Seni seviyoruz.” deyip mutfaktan çıktı.

Fuyumi çıktıktan sonra birkaç dakika tabağındaki yemekle oyalandı; pencereden dışarıya baktı. Saat epey geçti, uykusu da yoktu.

Derin bir nefes alıp bir lokma aldı… tabağını makineye yerleştirip hızlıca masayı toparladı; sanki hiç buraya oturup yemek yememiş gibi. Ardından yumuşak, seri adımlarla odasına çıkıp yatağına oturdu. Hafta sonunu uyuyarak geçirmeyi planlıyordu ama şu an gözlerini kırpmıyordu.

Kiyora epey bir süre yatağında döneledikten sonra uykuya dalarken gün ışıyordu.

“Kiyora… yine geç kaldın.”

Yeni kapanmış gözlerini araladığında Fuyumi başucunda eğilmiş ona bakıyordu. “Babam yine çok kızdı.”

“Kendimi iyi hissetmiyorum, ben kahvaltıya gelmesem?” gözlerini açamıyordu uykusuzluktan. Yavaşça gözlerini kapattı. “Babama söylesen olmaz mı?” Fuyumi’ye sırtını dönüp pikeyi iyice üzerine çekti. “Çok yorgunum.”

Fuyumi’nin kapıyı kapattığını hayal meyal duydu ve yeniden uykuya bırakmaya başladı; ki birkaç dakikalığına başarmıştı da.

“Kiyoraa!.. Masaya gel hemen!”

Babasının gür sesiyle gözlerini açtı. Yatakta doğrulup saçlarını topladı. Neredeyse ayaklarını sürüyerek aşağı indi ve onu takipleyen bakışlar arasında masaya geçti. Masaya oturduğunda Fuyumi ve Shoto ona olan ilgisini kaybetmişti ama Enji gözlerini ondan ayırmıyordu, Natsuo da onu izliyordu ve bu iki adam onu çok geriyordu. “Kendimi biraz kötü hissediyorum baba. Bugün cumartesi ve dinlenebilirim diye düşünmüştüm.”

“Kahvaltıdan sonra dinlenirsin” diye çıkıştı Natsuo Babasından önce.

“Haklısın Natsuo” uzatmadı.

Gözleri Shoto’ya kaydı, yine bakmıyordu. Tabağındakileri aceleyle bitirip tabağını makineye yerleştirdi ve ardından masaya bakmadan odasına çıktı.

Yine pikesini kafasına kadar çekerek gözlerini kapattı. Babasının Shoto’ya verdiği emirleri duyabiliyordu; gözlerini daha sıkı kapatıp derin bir nefes aldı. Şimdi de uyuyamayacaktı, onların kavgasını dinlemeye koyulmuştu. Belki evde kalmak da dinlendirici olmayacaktı…

Evden çıktığını babasına ya da kardeşlerine söylemedi, babası zaten Shoto’yla meşguldü. Daha kapalı olan AVM’ye doğru yürüdü, sokaklar henüz tenhaydı. Adımlarını yavaş tuttu. Kulak üstü kulaklığını da takarak sokağın zaten hafif olan uğultusunu neredeyse tamamen kesti.

Banka oturup telefonunu çıkardı. Pek çok haber vardı. Kahramanların kurtardıkları insanlar, herkesin favorisi olan kahramanlar… Kararsızca UA’nın sayfasına girdi; Shoto oraya girdiğinden beri bunu alışkanlık haline getirmişti. Ara sıra okulun sayfasına bakıyordu. Shoto’nun girdiği ortamı merak ediyordu.

“Burada tek başına mı oturuyorsun?”

Kafasını kaldırıp konuşan sarışın kıza baktı. “Neden ki?” diye ekledi sarışın. Gülümsemesi çok gerçekçiydi ama dudağının kenarındaki seğirme gözünden kaçmamıştı.

“Arkadaşlarımı bekliyordum” dedi ayaklanarak. Telefonuna baktı. “Galiba geç kalacaklar.” Ondan kısa olan sarışın kızın yanından geçerek acele adımlarla yürümeye başladığında arkasından onu izliyordu hâlâ; kafasını hafifçe çevirdiğinde görmüştü. Kızın gözleri kıskançlıkla karışık bir hayranlıkla parlıyordu.

Yenice açılmış olan Alışveriş merkezine girdi. Mağazalar da birer birer kapılarını açarken bir banka oturup alışveriş merkezinin dolmasını beklemeye başladı, sadece bir ara dışarıya kısa bir bakış attı, o gitmişti ama rahatlayamıyordu.

“İyi misiniz hanımefendi? Titriyorsunuz.”

Bu defa kafasını kaldırmadan “İyiyim. Sorun yok” dedi huzursuzca. Kafasını kaldırmasa da adamın gitmediğini üzerine düşen yumuşak gölgeden biliyordu.

“Su ister misiniz?” dedi adam bu defa.

“Hayır. Teşekkür ederim, sadece biraz oturacağım.”

Adam bir süre daha oyalandı bir şeyler söyledi ama Kiyora cevap vermeyi bırakınca gitti; Kiyora dediği gibi biraz daha orada oturdu, bu sırada o sakinleşirken merkez de dolmaya başlamıştı. Hafta sonu olduğu için olsa gerek çoğunluk gençlerden oluşuyordu; çiftler, kız grupları, erkek grupları karma gruplar gözüne her çarpan gruba tekrar bakmadan edemiyordu. En son ne zaman arkadaş grubu olmuştu? Belki ilkokul civarı.

Yanına biri oturduğunda düşünceleri kesildi, göz ucuyla baktığında sınıfından bir kız olduğunu gördü. Kız birden söze girdi. “Kai yakışıklı değil mi Todoroki? Sen de güzelsin…” duraksayıp bir nefes verdi, sanki aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmış gibi “Ama bu onunla çıkacağın anlamına gelmez. Onunla çıkmayı gerçekten çok istiyorum. Onu tersle, bir şey yap ve kendinden uzaklaştır.”

Kızın adını nihayet hatırladı; Rosi. Rosi nazik görünmesi için zorladığı gülümsemesiyle cevap bekler gibi bir hali vardı. Kızın çikolata gözleri ondan ayrılmamıştı.

“Rosi belki de sen teklif etmelisin.”

Rosi’nin gülüşü dondu. “Sana bu kadar odaklanmışken mi? Olmaz Todoroki, sana olan bakışlarını fark etmeyecek kadar kör değilim.”

“Rosi yapabileceğim bir şey yok.”

Rosi’nin yüzü tamamen düştü. “Onu çocukluğumuzdan beri seviyorum Todoroki. Bunu anlaman gerekiyor.”

Oturduğu yerden kalkıp Rosi’ye baktı. “Okulda görüşürüz.” Rosi karşılık veremeden arkasını dönüp bir teknoloji mağazasına yöneldi. Yanından geçtiği gençler kahramanlardan bahsediyordu, babasının adını birden fazla kez duymuştu. Seviliyordu, hatta biri Endeavor tarafından kurtarıldığını iddia etmişti; konuşan kızın sözlerine kulak kabarttı. “Onu gördüğümde rahatladım…” dedi kız heyecanla ve Kiyora orada dinlemeyi bıraktı. Kulaklığını takıp yeniden şarkılarına gömüldü.

Girdiği teknoloji mağazasında gittiği ilk yer kulaklıkların olduğu bölümdü. Yenisine ihtiyacı vardı belki o dış sesi tamamen engelleyenlerden bir veya iki tane… Eline ilk aldığı kırmızıydı ikincisi siyah.

“Güzel seçim.”

Rosi’nin sesini yine duydu. Kuru bir sesle teşekkür ederek elindeki kulaklığı incelemeye devam etti. Rosi gitmiyordu, kafasını kaldırmadığı için ona mı bakıyordu yoksa o da kulaklıklara mı bakıyordu bilmiyordu.

“Seni sıkıştırmayacağım sadece bir şey diyeceğim. Konuştuklarımız aramızda kalabilir mi? Kai’a bahsetmesen.”

“Ona bir şey söylemem ama beni rahat bırakabilir misin?”

“Sözlerimin arkasındayım Todoroki, onu kendinden uzaklaştır.”

Rosi daha sonra bir iki kulaklık inceliyormuş gibi yaptı, bir süre oyalandıktan sonra ellerini ceketinin cebine koyarak uzaklaştı. Rosi’nin mağazadan çıkışını izleyip elindeki kulaklıkların parasını ödemek için kasaya yöneldi.

Kasada fazla uzun bir sıra yoktu, genç bir adamın arkasına geçti onun önünde de üç kişi vardı. Sıra çok çabuk ona geldi. Kulaklıkların parasını ödeyip mağazadan çıktı.

Yemek katına yönelirken gününün neredeyse yarısının orada geçtiğini fark etti, üstelik Fuyumi mesaj da atmıştı. Nerede olduğunu soruyordu, babası Shoto’yu derslere zorlamaktan henüz fark etmemişti.

“Babam fark etmeden dön!” yazıyordu.

Mesajı açmadan kaydırdı. Eve gitmek istemiyordu; muhtemelen babası Shoto’ya bağırıyordu ve Shoto bıkkınca onu dinliyordu.

Biraz daha mağazaları gezdi, alacak bir şeyi yoktu. Kitap mağazaları en sevdikleriydi, manga ve roman bakmaya koyuldu, okumadığı pek çok kitabı vardı ama almak da istiyordu. Birkaç roman ve birkaç manga alarak mağazadan çıktı.

Evin yolunu tuttuğunda hava kararmaya başlamıştı. Telefonuna tekrar baktığında Fuyumi’nin ona üst üste mesaj attığını gördü; Nerede olduğunu soruyordu. Mesaj atarak eve doğru yola çıktığını yazmıştı.

Bölümler

Bölüm • Giriş

Bölüm • 1 -Kısım 1-

Bölüm • 1 -Kısım 2-

Bölüm • 2 -Kısım 2-

Bölüm • 3 -Kısım 1-

Bölüm • 3 -Kısım 2-

Bölüm • 4 -Kısım 1-

Bölüm • 4 -Kısım 2-

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir